Kitap Okumanın Dayanılmaz HafifliÄŸi…

Evet biliyorum büyük bir çoğunluğunuz kitap okumayı sevmiyor. Olsun bu bir başlangıç aslında, yani bunu kabullenmek ve bu noktadan itibaren yapılabileceklere bakmak.

Belki biliyorsunuzdur; ben kitap okumayı çok seviyorum… Kitaplar, insanların her ne kadar banal bir cümle de olacak olsa, en yakın ve güzel dostlarıdır.
Evet hepimiz birer mühendis ve/veya adayıyız. Ama en başta bilişsel, düşünsel manada insanız. Ve kendi kendimizi dünyadan, dünyanın bütünlüğünden soyutlamamız imkansız !

Kitaplar da o müthiş, paradoksal dünyaya bizi atlatan en güzel kapılardır..

Haydi söyleyin en çok hangi kitapları okumayı seviyorsunuz??

Bu tartışmayı öneren:
Pelin Alcan

14 Yorum Var : “Kitap Okumanın Dayanılmaz HafifliÄŸi…”

  1. Roman okumaktan hoÅŸlanıyorum diyebilirim. Her nekadar klasik ve kült kitaplardan zevk alamasamda okumuÅŸluÄŸum mevcuttur. OkuduÄŸum kitabın bir ÅŸekilde beni sarması lazım ki devam edebileyim. Bu istedÄŸimide Adam FAWER kitaplarında kısmen bulabildim diyebirim. Çok fazla ortalıkta olan biÅŸey olmasına raÄŸmen “Olasılıksız” ve “Empati” kitapları bir ÅŸekilde hem güncel yaÅŸama baÄŸlıydı hemde kurgusu baÅŸarılıydı.
    Aynı ÅŸeyleri Luke Rhinehart tarafından yazılan “Zar Adam” için söylemek biraz zor olacak benim için. Ayrıca Fantastik Kurgularda ise bu durgunluk dönemi yüzünden okuyacak kaliteli biÅŸeyler bulmak gerçektende zor olmakta.

  2. Yukarıdakilerin haricinde kısa bir süre içinde “TecrübEM” kitabının ODTÜ Endüstri MühendisliÄŸi mezunu yazarlarından birisi olan ve fikri ortaya atan Ömürden M. SEZGİN ile yapacağımız röportajı izleyebilirsiniz…

  3. Özellikle Gabriel Garcia MARQUEZ ve Paulo CUELHO okurken en fazla keyif aldığım yazarlar. Ayrıca Irwın D. YALOM’UN “Nietzsche AÄŸladığında” kitabı benim için farklı bi noktada bulunmakta. Teknik olarak da özellikle makina ve endüstri mühendisleri için önereceÄŸim Sn. Ayperi SerdaroÄŸlu Okur’un kaleme aldığı “YALIN ÜRETİM- 2000li Yıllara DoÄŸru Türkiye için Yapılanma” kitabı yalın üretimi anlamak adına ve yalın üretimin yalnızca bir üretim modeli olarak sınırlandırılamayacağını anlatmak adına bence yazılmış en iyi kitap.TofaÅŸ, Ford ve Toyota’dan çok basit ve çok somut örneklerle yalın üretimi kitle üretimi ile kıyaslayan bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm.

  4. Okuma işini kitaplarla sınırlandırmamak gerekir diye düşünüyorum :)
    Tabi bunun sebeplerinden biri de en son bir kitabın tamamını 2 yıl önce okumuş olmam da olabilir :)

    Ben daha çok dergi ve blog okumayı seviyorum. Özellikle bloglarda çok değerli içerik üretildiğini düşünüyorum. Bloglarla amatör olarak yazarlık yapmanın kolaylığı birçok cevherin ortaya konulmasını sağlıyor bence.

    EÄŸer internet üzerinde bolca vakit geçiriyor ve bir süre sonra canınız sıkıldığında ne yapsam diye düşünüyorsanız mutlaka bloglarda bir gezinti yapmanızı öneririm…

  5. Bütün öğrencilere önerebileceğimiz bir kitap olan TecrübEM hakkında bilgilendirme yazısına http://www.muhendissohbetleri.com/tecrubem/ adresinden ulaşabilirsiniz.
    Yazarlardan Ömürden M. SEZGİN ile yaptığımız sohbetide 24.02.09 da MühendisSohbetleri TV’de izleyebilirsiniz.

  6. Özellikle hayatınız benim gibi yollarda geçiyorsa
    Beşiktaş-Beylikdüzü hergün
    mutlaka birÅŸeyler okumak zorunda kalırsınız …

    Okuduğum kitapların yazarları nerdeyse hiç aklımda kalmaz
    ama iz bırakmış bazıları

    Henry Carrier – Kelebek (soyadını yanlış yazmış olabilirim )
    bir solukta okunan bir macera. Yaklaşık 400 sayfa idi yanlış hatırlamıyorsam .

    Dan Brown serisini okumayana zaten nadir rastlanır ama “Da Vinci’nin Åžifresi” ‘ne baÅŸlayıp ta 150 sayfayı bitiremeden bırakan da çok kiÅŸi var tabi.. Ne de olsa Louvre müzesinin detayları insanı biraz sıkıyor .

    Benzer şekilde Jean Cristophe Grange serisi de çok iyi . Hatta bana göre Dan Brown dan daha iyi.

    Åžu anda okuduÄŸum kitap ise Bir mühendisin dünyası – James L. Adams . Kesinlikle teknik içerikli bir kitap deÄŸil okurken insanı eÄŸlendiriyor.

    Bunun dısında özel olarak alıp okuduklarıma bakarsak daha çok tecrübe sahibi yöneticilerin yada prof.ların kiÅŸisel geliÅŸimleri ile ilgili kitaplar. Bunlar da daha çok basma kalıp teknikler yerine insan iliÅŸkilerine bilgi paylaşımına önem veriliyor. EÄŸer bu tarz ÅŸeyler yapacağınızı düşünüyorsanız mutlaka okuyun derim. Yazarın ismi aklıma gelmiyor ama “Bir Yöneticinin Beslenme Çantası” okuduktan sonra hayata bakış açım deÄŸiÅŸmiÅŸti.
    İsminden de anlaşılacağı üzere ufacık bir cep kitabı. Eminim ki içinde size de uygun bişeyler vardır.

    Tekrar görüşmek üzere…

  7. Kitap okumak gerçekten çok güzel bir aktivite kabul ediyorum ama gerçektende okuyup geliÅŸmeye odaklı bir kiÅŸi miyiz? Yoksa kendini geliÅŸtirme kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸen bir olgu mudur? Ben ÅŸahsen kitap okuma konusunda çok seçiciyimdir, resimsiz tekdüze bir kitabın ilgimi çeken bir tarafı yoksa okuyamam, ama kitap okumaktan çok, görsellerle desteklenmiÅŸ gazete dergi gibi haberleri okuma alışkanlığım vardır sonuç olarak daha güncel buluyorum. Ama kitap okuma konusunda seçici olmamayı becerebilmek isterdim… Pekala burada ayrı bir tartışmaya kaynak olabileceÄŸimi düşünüyorum; çok gezen mi bilir, yoksa çok okuyan mı?

  8. Gabriel Garcia MARQUEZ’i ben de çok seviyorum… Özellikle “Yüzyıllık Yalnızlık” kitabını okumak, benim için büyük bir keyifti… DiÄŸer yandan klasiklerin bende her zaman apayrı bir yeri olmuÅŸtur (çocukluÄŸumdan beri)… Mesela Maksim Gorki’ den “Ana”, “Ekmek İşçileri”, Victor Hugo’nun “Sefiller”i.. Ama ben bu klasikleri özellikle gidip sahaflardan almayı yeÄŸliyorum… Altın kalem serisi olan gri kaplı kitaplardır bunlar.. 1960′larda basılmaya baÅŸlanmış ve basım tarihleri 1980 leri bulmamıştır…
    Ve en son okuduklarımdan Steinbeck’in “Tatlı perÅŸembe”si… Okurken insanı bambaÅŸka noktalara sürükleyebiliyor ve siz gerçekten kendinizi o diyarlarda nefes alıyormuÅŸ gibi hissediyorsunuz… Sevgi Soysal hiç okudunuz mu bilmiyorum ama onu da okuyun mutlaka.. Ya da Orhan Kemal, ya da YaÅŸar Kemal.. “Yer demir gök bakır” enfestir..

  9. Çok okuyan mı yoksa çok gezen mi bilir tartışmasına daha farklı bakıyorum..

    Bir insan her şekilde gezebilir. Bir yere gittiğinde sadece oraların müzesine girebilirsin. Barlarından çıkmayabilirsin. Ya da sadece kaldığın otelin içinde yaşabilirsin.

    Ama mesela tanımadığınız bir şehirde bir sokağa girdiğiniz vakit değişik insanlarla karşılasırsınız ve o insanlar o yeri size tanıtırlar. Eğer bir ülkeyi ya da bir şehri iyi tanımak istiyorsanız o şehrin sokaklarında tozmanız gerekir.

    Bu sokaklardaki insanların ruh durumlarını çözümlemek ise her babayiğidin harcı değildir. Bu ruh çözümlemeyi ise kitap okuyup hayal gücünü genişleten insanlar yapabilir.

    Aslında çok gezmek güzeldir ama boÅŸ gezmemek gerek. Bu boÅŸ gezmeme olayında bence kitapların önemi çok büyük… :)

    Bir de kitap okumakta görsellik önemli değildir. Kitabın zaten amacı budur: görmeden hayal kurdurmak. Eğer yazılı kitaplardan çok resimli, görsel kitapları tercih ediyorsanız onun yerine daha çok sinema, tiyatro ya da en kötüsü televizyon seyredebilirsiniz. Aynı şeye denk gelir.

    Kitap okurken amaç bir ÅŸeyi öğrenmekten çok öğrenilenler üzerinden kafamızda bir kurgu yaratmaktır. Görseldeki gibi, olanı görüp çözümlemek deÄŸil. Bu ince sınırın farkında olmamız gerek…

  10. Åžuna inanıyorum ki ruh çözümlemesi olarak tasvir edilen insan sarraflığı; kitap, gazete, dergi veya internet yordamıyla edinilen bir yetenek deÄŸil, bizzat insanlarla samimi olarak, konuÅŸarak, yeni yerlere giderek kısacası gezerek kazanılan bir yetenektir. Yazılı iletiÅŸim organlarının tarafsız olmadığına inanıyorum çünkü bu eserler yazarlarından izler taşır, açıkçası sahiplerinin görüşlerine muhalefet deÄŸildirler. Buna sayısız örnek verebilirim fakat konumuz kitaplar olduÄŸu için Voltaire’ nin Türklere olan düşmanlığına deÄŸinmek istiyorum. Şüphesiz ki bu eserlerinede yansımış olabilir. Bu yüzden Voltaire hayranı birinin Türklere bakış açısı eÄŸer hayatında hiç Türkiye’de bulunmamışsa ne yazık ki kötü olacaktır; ama esas olan bu bizleri kötü mü yapar?

    Teori mi, Tecrübe mi tartışmasını Çok gezen mi bilir, Çok okuyan mı bilir sözünden yola çıkarak yazdım kabul etmeliyim ama amacım hiç bir zaman bu söze bağlı cevaplar aramak değildi aksine bence tartışma konusu tam olarak amacını açıkça belli ediyor.

  11. Çok gezen mi, çok okuyan mı?? :)
    Senelerdir duyduğumuz ve bence çok da güzel olan bir tartışma konusu !!

    İşin aslı “para” dır bence.. Ne dersek diyelim kitap okumak da, gezip görmek de paraya endeksli bir süreç.. Ama ne olursa olsun saçma sapan alışveriÅŸlerde paramı tüketmektense, kitap satın almayı her zaman çok sevdim (çocukluÄŸumdan beri).. Gezip görmek de ayrı bir keyiftir, evet öğrenmek için, yeni insanlar tanımak için bire bir mutluluk kaynağını yaÅŸayabilmek için.. Ama gene de her zaman gezemezsin, iÅŸ seni engeller, aile seni durdurur, birileri bir ÅŸekilde ekonomik anlamda da senin önüne duvarları örüverir.. Kitaplar öyle deÄŸildir ama, her zaman, en kötü günlerimde bile kitaplara sığınışımda bundandır galiba..

    Zevkten zevke sürüklenmektir benim için “kitap okumak”..

    Her türlü yanlış anlamayı yok etmektir, hayata dair..

    Hele bir de sahaflara gidip dokunmak eski yaÅŸamlara ait olan o kitaplara… İçlerinden bir ÅŸeyleri bulup çıkartmak..enfestir !!

    Sevgilerimle.. :)

  12. Kitap okumak ayrı bir sanattır.Herkesin bu zevke varamayacağını ve ne kadar zorlasalar da o zevki alanlar kadar büyülenmeyeceklerini savunmak hiç de zorlanacak bir iddia değildir.Bu büyülü dünyaya ait olmaktan ve çevremdekileri bu dünyaya dahil etmeye çalışmaktan büyük bir haz alıyorum.Umarım herkes bir gün bu farkındalığın farkına varır.

  13. Her ne kadar “biliÅŸsel, düşünsel” kelimelerinin uydurma olduÄŸunu düşünsem de kitap okumanın sanat olduÄŸuna katılıyorum. EÄŸer ki kitap okumak için uykunuzdan feda ediyorsanız, yataÄŸa girdiÄŸinizde kitap okumak, uykudan daha tatlı geliyorsa ne âlâ… Aksi halde, farkında olmadığınız sorunlarınız vardır. Yoktur demeyin. Evet vardır. Farkında deÄŸilsinizdir. EÄŸer ki kitap da okumuyorum hayatımdan da memnunum diyorsanız, sizin için ÅŸimdilik yapacak bir ÅŸey yoktur muhtemelen :)

  14. Bir dönem kitap okuma kültürünü teksas tommiks okumak olarak algılayan bir nesil yetiÅŸti maalesef… Ne yazıkki bu nesilin yetiÅŸtirdiÄŸi sonraki nesiller ebeveynlerinden nasıl bir etkileÅŸimle büyüyeceklerini siz tahmin edin. Fakat artık daha bilinçli nesiller kendi araÅŸtırmacı yönleri sayesinde doÄŸal mecrasına dönüyor ve kitap okumanın önemini ve gereÄŸini kavrayabiliyorlar. Bunda internetin büyük payı olduÄŸunu düşünüyorum. Bu tartışma bile buna en iyi örnektir.Umarım bilinçli okuma kültürü toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaşır. Çünkü buna toplum olarak ihtiyacımız var.

Yorum Yazın

Yorum yazarken lütfen imla ve dil bilgisi kurallarına dikkat edelim.
Aksi takdirde yorumlarınız onaylanmayacaktır.