Marka Mühendisi

marka1Marka yaratma konusuna çalışmaya, kafa yormaya başlayalı 2 seneyi aşkın bir zaman oldu.

Bir Endüstri Mühendisi olarak, üretim alanında makinalarla haşır neÅŸir olurken, Güven Borça ile tanışıp, TecrübEM kitabıyla baÅŸlayan markalaÅŸma konusu üzerine çalışmak bir dönüm noktası oldu. İyi de oldu…

Ne yalan söyleyeyim, bu dönüm noktasından önce, ürünlerle ilgili reklam, broşür, slogan, logo vs. konularına mevcut tüketici gözüyle bakarken yalnızca tasarıma bağlı olaylar olduğunu zannederdim.

En basitinden reklam yapmak demek marka olmak demekti benim için.

Şimdi, Marka olmanın; ürünler dışında şehirlerin, kişilerin ve hatta sivil toplum örgütlerinin de içinde olduğu, pazar ve rakip analizlerinin, müşteri araştırmalarının, stratejik planlamaların ve bunlara bağlı konumlandırma ve yol haritalarının çıkartıldığı karışık bir sistem olduğunu şu iki senelik tecrübemde net bir şekilde görebildim.

Hatta başlıkta da belirttiğim gibi, bu işin çokca bir mühendislik işi ve daha ileri giderek, sistem tasarımı yaklaşımından ötürü tamamen bir Endüstri Mühendisi işi olduğunu da iddia ediyorum.

Bununla da kalmayıp kendimi bir Marka Mühendisi olarak anlatmaya başladım!

Marka Mühendisi köprüsünden konu ile ilgili ilk yazıma ulaşabilirsiniz.

Bu pazar, Mühendis Sohbetleri’nin (İlgili gazete haberi) konuÄŸu olarak Taksimde ” Marka MühendisliÄŸi” üzerine de ilk sohbetimizi gerçekleÅŸtirdik.

Pazar günü erken saatlerde de olsa :) keyifli ve öğretici bir sunum oldu her iki taraf açısından da …

Ben konuyu buz dağına benzettim. Yani ikiye ayırırsak;

Görünen tarafı: Reklamlar, broşürler, sloganlar, websitesi, logo vs. markaların tüketici tarafına gösterdikleri tüm iletişim çalışmalarını kapsıyor.

Görünmeyen tarafı: Pazar analizleri, rakip analizleri, müşteri araştırmaları, firmanın iç analizi, ürün segmentasyonu (stratejik bölümleme), pazardaki boşluklar ve rakiplerin iyi araştırılıp firmaya özgü konumlandırmanın oluşturulması ve buna uygun görünen tarafı şekillendirecek ana stratejik yol haritasının çıkartılması.

Bu iş tabi ki sadece mühendislik işi değil ama o buz dağının alt tarafı o kadar çok iyi analiz edilmeli, o kadar çok bilimsel tarafı olmalı ki, görünen taraf için harcanacak paralar, boşa gitmeyecek, firmaya para kazandıracak, onu tüketicinin gözünde farklılaştıracak şekilde olmalı. Bizim yaptığımız da işte bu.

ÇaÄŸlar Güven hocanın sürekli kaynak olarak gösterdiÄŸim sunumunda olduÄŸu gibi, Endüstri Mühendisleri olarak markalaÅŸma konusu hem bizim için hem de ülke için yeni ve en gerekli konulardan biri. Sonuçta bu konu da strateji ve politika üretmek…

İlerde bunu daha da iyi anlayacağız. Tabi ki bu iÅŸe muazzam paralar yatırıp, bilimsel araÅŸtırma ve çalışmaya yatırım yapan yabancı markalar, bizim markaları bitirmediÄŸi taktirde… Ana motivasyonumuz bu zaten. “Bu topraklardan Dünya markaları yaratmak”

Marka olayı yukarda da bahsettiğim üzere sadece ürün odaklı bir konu değil. Yani satın alma kararınızı etkileyen, sizi tercih konusunda yönlendiren, ürünlere özel bir durum değil sadece.

Bu bir kişi, bir şehir hatta sivil toplum örgütü de olabilir.

Kim, hangi kurum, hangi ÅŸehir marka olmak istemez ki?

Ama bu tamamen bir iş yapış kültürü, bir değişim, değişik bakış açısı ve muazzam analizlere dayalı uzun ve tutarlı olunması gereken bir yol.

“Pazarlama” kelimesi ülkemizde o kadar farklı bir algıya sahip ki, bu iÅŸi mühendislik olarak nitelendirdiÄŸinizde çok karşıt fikirler çıkabiliyor. Tabi ki bu iÅŸ iletiÅŸim. Ama örnekte de belirttiÄŸim gibi buz dağının altı çokça mühendislik ve matematik içeriyor, içermesi gerekiyor ki doÄŸruya yakın karar verilebilsin.

Erken başlayan Pazar günü sonrası olayı biraz özetlemeye çalıştım ama özetin özetini anlatmak gerekirse;

Yapacak çok iş, ülkede değişmesi gereken bir iş yapış kültürü var.

Yoksa;

En basit ve çarpıcı bir örnek vermek gerekirse; Paris 45 milyon turist alırken, İstanbul (Türkiye’nin en çok tanınan en önemli markası) aldığı 5 milyon turistle avunur gider…

9 kat adam bu şehre gelse ülkemiz ne olur?

Neler olur, torun torba kalkınır, biz de en azından emekliliğimizde (çok zaman da kalmadı :) ) Avrupa ve Amerikalılar gibi iyi standartlarda yaşarız.

En azından İstanbul daha da yaÅŸanılası bir kent olur bu bakış açısıyla…

Konuk Yazar:
Ömürden M. Sezgin
Mühendis Sohbetleri Aralık İstanbul Buluşması

Yorum Yazın

Yorum yazarken lütfen imla ve dil bilgisi kurallarına dikkat edelim.
Aksi takdirde yorumlarınız onaylanmayacaktır.